Aklımın sınırlarını zorluyor bu durum...
Bu 'sevememe' hali..
Güvenememe hali..
Herkes paranoyak olmuş, hepimizde bir kazıklanma korkusu...
Pamuk iplikleriyle bağlıyız birbirimize. İnsanlar o kadar olağan bir şeymiş gibi bahsediyor ki aldatmaktan aldatılmaktan. Kanıksanmış bir durum söz konusu. Sadakat diye bir kelime duyduğumuzda gülüyoruz. Sanki bu dünyadan bir şey değilmiş gibi garipsiyoruz. tek bir insana ait olma fikirini eminim bir çok insan gülünç buluyordur. Ya da teoride cayır cayır bu fikri savunanlar pratiğe dökmeyi beceremiyor sanırım :)
Siz kendi jenerasyonunuzda ne gözlemliyorsunuz bilmiyorum ama ben kokuşmuşluktan başka bir şey
göremiyorum. Ne kadar kolay yaşanır oldu bazı şeyler değil mi? Artık birileriyle birlikte olmak çok kolay. Sıkılmak çok kolay, ayrılmak çok kolay, yenisini bulmak çok kolay, onu da bırakmak çok kolay.... Listenin sonu gelmiyor.....
Suçu karşı cinslerimize atıyoruz 'aman şekerim artık erkekler çok hayta!'. Ha bire çekiştiriyoruz adamları. Yok efendim böyle çapkınmış, yok böyle zamparaymış. İyi de onlara bu alternatifleri sunanlar kim?
Kendi hemcinslerimiz değil mi ?
Evet. Ne yazık ki artık 'zamane' erkekleri tek gecelik ilişkilerden ötesine geçmek istemiyor. Yemiyor çünkü.
Sorumluluk altına girmek, birine bağlı olmak, ona sadık kalmak filan uzun iş. Hem ne gerek var? Hazır elinin altında onu hiç bu zahmete sokmayacak figüranlar da var.. Suya sabuna dokunmadan yaşanıyor herşey. Kimse girmek istemiyor külfet altına. Derinlere dalmadan mutlu mesut takılıyoruz sığ sularda.
Kim olduğunu şuan hatırlayamadığım önemli bir şahsiyet 'insan sevebildiği kadar insandır' demiş. Ver elini öpeyim ne güzel söylemişsin. Sevmeyi beceremediğimiz için mi uzaklaştık insanlığımızdan? Tüketir olduk insanı insan yapan bir çok duyguyu. Ne zaman bu hale geldiğimiz hakkında en ufak bir fikrim yok. 'Bu devirde babana bile güvenme' diyen densizleri nasıl dövmek istediğimi tahmin edersiniz sanırım :)
Bence korkuyoruz emek vermekten. Korkuyoruz emek verip hayal kırıklığı yaşamaktan. Ne olursa olsun güvenmek lazım, sonunda kazık yemek varsa bile. Deliler gibi aşık olmak lazım, zalim sevgili gitmeyi tercih ettiyse de salya sümük ağlamak lazım... Sonra burnumuzu silip yine gülümseyerek kendimizle dalga geçebilmek lazım... Bu hayat korkaklara göre değil. Tekrarı yok çünkü...
Sevgilerimle...
Bahar ERGÜL
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder