BAHAR ERGÜL

BAHAR ERGÜL
''Belki Benim Kağıt Param Bi Şekilde Döne Dolaşa Senin Cebine Girmiştir...''

14 Ağustos 2010 Cumartesi

Yalnızlık Üzerine

Nedir bu hepimizin fersah fersah kaçtığı yalnızlık...
Neden korkar insan yalnız olmaktan?

Yeni nesilin icadı mıdır yoksa insanlık tarihi kadar eski midir bu his. Bazen çok gerekli bir ihtiyaç gibi görünen bu duygu, bir an gelip te nasıl insanı incitebilir anlamak güç. Yaşadığımız dünya her geçen gün biraz daha yozlaştırıyor bizleri. Arkadaşlıklarımız, ailevi bağlarımız ya da ilişkilerimiz çok hassas denegeler üzerinde yürüyor. Her an yakacak gibiyiz gemileri. Bunu yapma cesaretini gösterdiğimiz zaman kapımızda beliriyor en sadık dostumuz olan yalnızlığımız.

Çok güvendiğiniz bir dostunuz üzdüyse sizi ya da emek verdiğiniz herhangi biri canınızı acıttığında ne kadar sevimli gelir değil mi yalnız kalmak... Çok uzaklara gidip kafanızı dinlemek istersiniz. Eminim bu yazıyı okuduktan sonra bile hayatınızdan jet hızıyla def ettiğiniz kıymet bilmez insanlar geleceketir aklınıza. İşte bir ihtiyaç olarak karşınızdadır unuttuğunuz yalnızlığınız. Benden vazgeçmeyi tercih eden sendin der gibi bakar suratınıza. Ama o da bilir eninde sonunda ona döneceğinizi. O gelip tutar elinizden ve zamanın dostluğuyla buluşturup alıverir kederinizi. ‘Yalnızlık’la başlayıp ‘zaman’ la idame ettirilen ilişkinin sonunda kabuk bağlamaz mı asla iyileşmeyeceğine inandığımız yaralarımız? Bilmeyiz ki aslında herkesten daha yakındır bize yalnızlığımız.

Hayatı boyunca hep yalnız bırakılmış insanlar da yok değil çevremde. Ben bu anlamda hiç yalnız kalmadım ama inanın tarifi çok zor bir durum.Hayatta kendisinden başka kimsesi olmayanların tek alternatifidir yalnız kalmak. Kendi seçimleri sonucunda yalnız kalmış insanlarla, terk edilmişlikten kalan bir yalnızlığı yaşayan insanların bunu karşılama biçimleri çok farklı. Bir taraf seçimlerinden memnun ve şikayet etmeden hayatını idame ettirirken diğer taraf ciddi anlamda özgüven problemleriyle boğuşuyor.

Benim cephemdeki durum da tadından yenmiyor ne yazık ki. İnsanlara sınırsız güven duygusu neticesinde bi taraflarımın üstüne oturup kaldım ? Tekrar aynı süreci de itiraf etmeliyim ki hiç gözüm kesmiyor. Cesaret edemiyorum yeni birilerini hayatıma dahil edip daha sonra uykusuz geceler geçirmeye... Önceleri fazlasıyla kalabalıktım bende.Yıllar seyreltiyor sanırım çevrenizdeki insanları.Ya da süzgecinizden geçmeyi haketmeyenleri farkediyorsunuz. Az ama öz bir kaç ‘dost’ ile devam ediyorum yola... Ne yalnızım ne de kaos. İzin verdiğim ölçüde girebilir insanlar hayatıma. Yüksek değil ama duvarlarımı örmüşüm sanırım farkında olmadan.

Ne olursa olsun keyif almak lazım hayatın sunduğu koşullardan. Hiçkimse mükemmel değil. Olmaya çalışmak ta bu kovalamacanın içinde gereksiz bir yük zaten. İçinde bulunduğunuz şey her ne ise bunun bedelini çevrenizdekileri yalnız bırakarak ödetmek gerçekten zalimce. Bu zalimliği kendinize de yapmayın derim.

Yalnızlık zorunluluk değil alternatif olduğu zaman güzeldir demişti bir arkadaşım bana. Herkesin bunu bir alternatif olarak, keyifle yaşaması dileğiyle...


                        Sevgilerimle...



                                       Bahar ERGÜL

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder